Özafagus hastalığı – Yemek Borusu Kanseri ve nedenleri

Yemek Borusu kanseri tıp dilinde ise Özafagus TM olarak bilinen illet hastalık son dönemlerde 50 yaş üstü insanlarda görülmeye başlanmasıyla birlikte Tıp özellikle genel cerrahi alanında bu konuyla ilgili olarak insanları bilgilendirmeye başladı. Yemek borusu kanseri 50 yaş üstü insanlarda özellikle bölgesel olarak görülmektedir. Çok fazla kırmızı et tüketen, sebzeden uzak duranlar, çok aşırı sıcak çay içme alışkanlığı olanlar ve devamında ise alkol ve sigara geliyor. Bunlar genellikle doğu anadolu bölgesinde görülmektedir. Yutma güçlüğü şikayeti ile başlayan ve çok zorlu bir dönemle kendini gösteren bu illet hastalığın öncelikle aşırı kilo kaybı ile başlar. Tedavi sürecinde kemotrapi ve radyo terapi seasları dışında ameliyatta söz konusu olduğunda sürecin doğru kontrol edilmesi gerekmektedir. Hasta tam olarak yemek sorunu ile karşılaşır. Bu durumda en doğru olanı kesinlikle doktor kontrolü ve doktorunuzun söylediklerini yapmanızdır.

Memorial Antalya Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Behlül Baydar, geç bulgu veren Özofagus kanseri ve tedavisi hakkında bilgi verdi.

Reflü, ileri yaşlarda özofagus kanserine dönüşebiliyor

Tütün ve alkol kullanımı, çok sıcak çay tüketilmesi, sebzeden fakir, kırmızı ve tütsülenmiş et ile beslenilmesi, safra ve uzun süreli olarak mide asidinin özofagusa geri kaçması, bazı viral enfeksiyonlar, elde terleme eksikliği (tylosis), radyasyona maruz kalmak ve ailesel/genetik faktörler özofagus kanserinin gelişimini tetikleyebiliyor. Bazı ailelerde genç yaşlarda reflü, orta yaşlarda yemek borusu hücre yapısı değişikliği (Barrett özofagusu) ve kişiler 50-60 yaşına ulaştıklarında özofagus kanseri gelişimi gözlenebiliyor.

Hastalık erken dönemde semptom vermiyor

Yemek borusu kanseri gastrit benzeri yakınmalar nedeniyle geç bulgu veriyor. Anatomik özellikleri nedeni ile özofagus duvarına, göğüs boşluğu ve komşu organlara yayıldığı için erken dönemlerde genellikle semptom vermeden seyrederken; tümör evresi ilerlemiş olgularda yutma güçlüğü, kilo kaybı, göğüs veya karın ağrısı ve yemek borusu iç kısmı daralmasına bağlı olarak yenilen yiyecek ve içeceklerin, kusma olmaksızın ağza geri gelmesi (regürjitasyon) en sık görülen semptomlar olarak karşımıza çıkıyor.

Hafif de olsa yutma güçlüğü varsa, dikkat!

Yemek borusu kanserinin en uygun tedavisinin ne olduğu günümüzde hala tartışılıyor. Erken tanı çabalarına rağmen özellikle ülkemizde özofagus kanserli hastaların çoğuna lokal ileri hastalık ya da yayılma evresinde tanı koyulabiliyor. Özofagus kanserinin teşhisi endoskopi ve bu işlem sırasında alınan parçanın patolojik incelemesi ile konuluyor. Endoskopik olarak görülemeyen duvar içerisinde yer alan tümörlerde endoskopik ultrasonografi ile iğne biyopsisi yapılabiliyor. Hastalığın teşhisi için basit şikâyetler şeklinde de olsa belirtilerin ihmal edilmemesi gerekiyor. Daha önceden olmayan yemek yedikten sonra takılma hissi uyarıcı bir nitelik taşıyor. Hafif derecede dahi bir yutma güçlüğü özofagus kanserine işaret edebiliyor.

Tanıda Nükleer tıp yöntemleri kullanılıyor

Endoskopi, hastalığın yemek borusunun ne kadarını etkilediği ve tümörün uzunluğu hakkında bilgi verirken tüm hastalara toraks ve üst batın tomografileri çekiliyor. Bu tomografik inceleme hastalığın çevre dokulara, akciğerlere ve karaciğere sıçrayıp sıçramadığı hakkında bilgi veriyor. Nükleer tıp yöntemlerinde PET, vücutta fazla şeker tüketen dokuları gösteriyor. Kanser hücreleri hızlı üreyebilmek için birçok dokudan daha fazla şeker tüketirler. PET, tümörün boyutları, çevre dokularla ilişkisi, bölünme hızı ve lenf bezlerine ve başka organlara sıçrayıp sıçramadığı konusunda çok değerli bilgiler veriyor. Tüm bu tetkikler sonucunda özofagus kanserinin klinik aşaması belli oluyor ve tedavi yöntemi bu aşamaya göre planlanıyor.

Yemek borusu tamamen alınabiliyor

Yemek borusu kanseri diğer organlara yayılım yapmadığı sürece ameliyat ile tedavi edilebiliyor. Tümör dokusunun çok büyük olduğu veya yakınındaki lenf bezlerine sıçradığı durumlarda ameliyat öncesi kemoradyoterapi uygulanarak tümör dokusu küçültüldükten sonra ameliyat ile tedavi edilebiliyor. Stent uygulamaları tedavi edici nitelikte değildir. Stent ile daralmış olan bölge tümör itilerek açılır. Eşlik eden kalp veya diğer organ rahatsızlıkları olan ve cerrahi tedavinin yüksek risk taşıdığı hastalarda tedavi olarak sadece kemoradyoterapi uygulanabilir. Yemek borusunun cerrahi olarak tamamen çıkarılması işlemi olan Özofajektomi yapılması durumunda ise yemek borusu alınan hastalara mide veya kalın bağırsaktan yemek borusu yapılıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir